Kinaye, tariz, abartma, sözcüklerin terim anlamı

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir. Örnek :

ü       Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

ü       Bulmadım dünyada gönüle mekan

      Nerde gül bitse etrafı diken

ü       Şu karşıma göğüs geren

      Taş bağırlı dağlar mısın?

Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :

ü       Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

ü       O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

ü       Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) :

İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :

ü       Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

ü       Ufukta günün boynu büküldü.                                              (Teşhis)

ü       Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

      Tenimde bir yara işler gibisin.                                              (İntak)

 

Abartma (Mübalağa) :

Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir. Örnek :

ü       Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

ü       Alem sele gitti gözüm yaşından

ü       Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

      Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Sözcüklerin Terim Anlamı : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

ü       Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

             Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

ü       Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

      Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri  birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:

ü       Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak. Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

ü       "Şöyle böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek. Örnek :

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri :

ü       Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler. Örnek :

İri iri  -  Koca koca  -  Yavaş yavaş  -  Uslu uslu

ü       Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar. Örnek :

Börek çörek  -  Derli toplu  -  Sorgu sual  -  Doğru dürüst  -  Sağ salim

ü       Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar. Örnek :

Çalı çırpı  -  Konu komşu  -  Yırtık pırtık  -  Eğri büğrü

ü       Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar. Örnek :

Ivır zıvır  -  Abur cubur  -  Eciş bücüş  -  Dangıl dungul

ü       Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar. Örnek :

İyi kötü  -  Er geç  -  Düşe kalka  -  İleri geri

ü       Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar. Örnek :

Vızır vızır  -  Şırıl şırıl  -  Tıkır tıkır  -  Horul horul

UYARI

İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.

Deyim Anlamı :

Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

ü       İçine ateş düşmek

ü       Pabucu dama atılmak

ü       Yüreği ağzına gelmek

ü       İki gözü iki çeşme

Deyimlerin Özellikleri

ü       Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :

Sözgelimi "Ayıkla pirincin taşını" yerine "Seç pirincin taşını" denmez ya da "Pirincin taşını ayıkla" gibi deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

ü       Deyimler, değişik kip ve kişi ekleriyle çekime girebilirler. Örnek :

   Kendini naza çek(mek)

   Kendini naza çek(iyor)

   Kendimi naza çek(tim)

   Kendilerini naza çek(erler)

 

ü       Deyimi oluşturan sözcüklerin arasına başka söz grupları girebilir. Bu tip kullanımlarda deyim gözden kaçırılmamalıdır. Örnek :

                           Gözü vitrinde duran kırmızı elbiseye takıldı.

ü       Deyimler genel kural bildirmez, yol gösterip öğüt vermez. Yalnızca bir durumu en kısa yoldan ve en etkili bir biçimde anlatmaya yarar. Deyim, bu yönüyle atasözünden ayrılır. Örnek :

İşleyen demir ışıldar.

Akacak kan damarda durmaz      Atasözüdür, kural bildirir.

Mum dibine ışık vermez.

Armut piş, ağzıma düş.

Ne kokar, ne bulaşır.                   Deyimdir, kural bildirmez.

Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Deyimler Anlamları ve Kuruluşları (Biçimleri) yönünden iki gurupta incelenir.

Anlamlarına Göre Deyimler

ü       Gerçek Anlamlı Deyimler

Bazı deyimlerde  sözcükler gerçek anlamlıdır. Deyimin iletmek istediği durumu, deyimi oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla düşünürüz. Bu tür deyimlerde anlatım güzelliği düşünülmez. Bunlar, Bir kavramı belirtir. Örnek :

Alan razı satan razı  -  Ne var ne yok?  -  Olur şey değil!  -  Nerde akşam orda sabah.

İsmi var cismi yok  -  Yükte hafif pahada ağır.

ü       Mecaz Anlamlı Deyimler

Deyimlerde genel olarak deyimi oluşturan sözcüklerin çoğu ya da tümü gerçek anlamından uzaklaşarak tamamen farklı bir durumu ya da kavramı anlatmak üzere kullanılır. Dilimizde deyimler genel olarak mecaz anlam taşır.

Mecaz anlamlı deyimler iki şekilde karşımıza çıkabilir.

1. İliştirme Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerden bir ya da ikisiyle, deyimin ilettiği durum arasında dolaylı bir bağlantı vardır. Böyle deyimlere "iliştirme anlamlı" deyimler denir.  Örnek :

Diline dolamak              (sürekli aynı şeyi söylemekle, dil arasında bir bağlantı var.)

Kulak misafiri olmak                  (dinlemek)

Göz gezdirmek                         (bakmak)

Ayaklarına kara sular inmek       (yürümekten yorulmak)

2. Yummaca Anlamlı Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamları ile deyimin iletmek istediği durum arasında hiçbir anlam bağlantısı olmayabilir. Bu tip deyimlere "yummaca anlamlı" deyim denir. Örnek :

Baş göz etmek                         (evlendirmek)

Burnu sürtülmek                       (taşkın davranışların cezasını çekip ılımlı olmak)

Can damarına basmak               (bir şeyin en önemli noktası üzerinde durmak)

Burnunun direği sızlamak           (çok üzülüp acımak)

Çamur atmak                            (Bir kimseyi lekelemeye çalışmak)

Yaş tahtaya basmak                 (tedbirsizlik edip sonu tehlikeli işe girişmek)

Yapılarına (Biçimlenişlerine Göre) Deyimler

Deyimler kalıplaşmıştır. Belli bir söyleyiş biçimi kazanmışlardır. Bir deyimin söylenişi her yerde  aynıdır. Hem biçimce hem anlamca son söyleyiş biçimini almışlardır.

ü       Kimi deyimler yargı (cümle) biçiminde ya da ikili yargılı olarak kurulmuştur. Örnek :

Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya aşık olur.

Hem suçlu hem güçlü

Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye

ü       Kimi deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir. Örnek :

Deveye, "Boynun eğri" demişler, "Nerem doğru ki!" demiş.

Tencere dibin kara

Seninki benden kara

ü       Deyimler genel olarak mastar biçimindedir. Örnek :

Gönül koymak  -  İçi burkulmak  -  Kapı dışarı etmek  -  Muradına ermek  -  Ödü patlamak

Öküzün altında buzağı aramak

 

ü       Bazı deyimler, sözcük öbeği (tamlama) biçiminde kalıplaşmıştır. Örnek :

Kara çalı  -  Püsküllü bela  -  Para canlısı  -  Para babası  -  Elinin körü  -  Ömür törpüsü

ü       Deyimler, genel olarak birden çok sözcüğün kalıplaşmasından oluşur. Ancak tek sözcükten oluşan deyimler de vardır. Örnek :

Akşamcı  -  gedikli  -  kılkuyruk  -  kaşarlanmış

ü       Kimi deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Örnek :

Abur cubur  -  Açık saçık  -  Ağır aksak  -  Ak pak  -  Apar topar  -  Az çok  -  Bata çıka

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.

Atasözlerinin Biçim Özellikleri :

ü       Deyimler gibi atasözleri de kalıplaşmıştır. Sözcüklerin yerleri değiştirilmez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :

Ak akçe kara gün içindir.  -  Kız beşikte, çeyiz sandıkta.

ü       Atasözleri kısa ve özlüdür, az sözle geniş bir düşünce ifade edilir. Örnek :

Aç ayı oynamaz.  -  Su yatağını bulur.  -  Baş kes, yaş kesme.  -  Boğaz kırk boğumdur.

Çivi çiviyi söker.

ü       Atasözleri genel olarak bir yargı (cümle) biçiminde kurulmuştur. Örnek :

İt ürür kervan yürür.  -  İyilik eden, iyilik bulur.  -  Ölmüş eşek kurttan korkmaz.

Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.  -  Kavgada yumruk sayılmaz.

ü       Atasözleri genel olarak geniş zaman kipinin üçüncü tekil kişisiyle ya da emir kipinin ikinci tekil kişisiyle çekimlenmiştir. Örnek :

Önce düşün, sonra söyle.                      (II. tekil kişi emir kipi)

Pilav yiyen kaşığını yanında taşır.           (Geniş zaman kipi, III. tekil kişi)

ü       Atasözlerinde genel olarak uyaklı ve uyumlu sesler ve sözcükler vardır. Örnek :

Pekmezi küpten, kadını kökten al.  -  Sabreden derviş, muradına ermiş.

Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede?

Atasözlerinin Anlam Özellikleri

ü       Atasözlerinin bir bölümü gerçek anlamlıdır. Yani atasözünün iletmek istediği düşünceyi onu oluşturan sözcüklerin  anlamları düşündürür. Örnek :

Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.  -  Allah bilir ama kul da sezer.

Al malın iyisini çekme tasasını. - Bugünün işini yarına bırakma. -  At, yiğidin yoldaşıdır.

ü       Atasözlerinin bir bölümü mecaz anlamlıdır. Yani atasözlerinin iletmek istediği anlam, sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen bağımsızdır. Örnek :

Mum, dibine ışık vermez.  -  Altın, eli bıçak kesmez.  - Kaynayan kazan kapak tutmaz.

Göç dönüşü topal eşek öne geçer.  -  Etle tırnak arasına girilmez. 

Eşeği dama çıkartan yine kendi indirir.

Yorum Yaz
-->